Ana Sayfaya Geri Dön

TV’de geçen hafta ne oldu?

Geçen hafta televizyon dünyasında birçok heyecan verici olay yaşandı. Özellikle yeni bölümlerini yayınlayan Kızıl Goncalar ve Kızılcık Şerbeti gibi popüler diziler izleyicilerin “haftaya ne olacak” merakını artırmayı başardı. Rekabetin yoğun olduğu bu dönemde, izleyiciler özellikle sürükleyici hikaye kurguları ve şaşırtıcı karakter gelişimleriyle karşılaştı. Ayrıca yeni başlayan diziler için X’de bir sürü yorum paylaşıldı.

Dizilah’dan alınan yukarıdaki tabloya baktığımızda büyük rekabetin yaşandığı Pazartesi, Salı ve Çarşamba günlerinde üç yeni dizinin başladığını görüyoruz. İlki “Uzak Şehir” ikinci bölümüyle, “Aşk, Evlilik, Boşanma” ve “Annem Ankara” da ilk bölümleriyle izleyicinin beğenisine sunuldu.

Ratinglerdeki başarısı kötüden iyiye doğru başlayalım.

Aşk, Evlilik, Boşanma

Prime time (Prime time veya altın saatler: Televizyon yayınlarının en çok izlendiği zaman dilimidir) televizyon dizisi gibi değil de daha çok dijital platformlardaki diziler gibi başladı. TV dizisi izleyen çoğunluğun kültür ve değerleri ile oldukça zıt olan kadın profilleri var dizide. Sosyal Medya’daki yorumların çoğunda da dizinin kötü olduğu, saçma olduğu gibi eleştiriler var. AB grubunda 8. Olarak 3,05; total grubunda 2,75 alarak 14.sırada ve ABC grubunda 3,40 ile 10. Sırada başlangıç yaptı. O kadar popüler oyuncular olmasına rağmen tabii ki senaryo hatası yüzünden herkesin emeğine yazık olacak. Senaryo hatası çoğu dizinin birinci hatası oluyor, sonra da cast seçimi yani hangi role hangi oyuncunun uygun olduğunun bulunup role yerleştirilmesi.

Diziler arasında salı gününün birincisi yine tüm gruplarda “Bahar” dizisi oldu. Bahar dizisi ikinci sezona izleyiciyi kızdıran iki yeni karakter ile başlamıştı ama kısa zamanda izleyiciyi dinledi ve o iki yeni karakter diziden çıkarıldı. En çok izlenen dizide bile senaryo hataları ve yanlış cast seçimi yapılabiliyor. Mühim olan hedef kitle olan izleyicinin beklentilerini karşılamak ve izleyiciye rağmen hareket etmemek.

Özellikle TV işlerinde izleyicinin nabzını doğru tutamamak yapım şirketlerinin ve TV yönetimlerinin en büyük hatası oluyor.

Geçen hafta başlayan ikinci dizi “Annem Ankara”

Annem Ankara çarşamba günü rating yarışına dahil oldu. AB grubunda 3,91 ile 4. oldu. Totalde 6. ve ABC’de 3. oldu. Yeni başlayan bir dizi için nispeten iyi bir başlangıç yaptı. Dizi dram türünde bir dönem dizisi, bir kadının ailesi ve toplumla mücadelesini anlatıyor. Türkiye’de büyüyen ve o dönemde (80’lerin sonu 90’ların başı) henüz bir kız çocuğu olan ben, daha ilk bölümden hüngür hüngür ağladım. Lakin dizi sosyolojik olarak Türkiye’de hatta aslında tüm dünyada okumuş meslek sahibi kadınların bile hep mücadele etmek zorunda kalması sorunsalına dokunsa da emekli bir memurun sanki işi ve geliri olmayan bir kadın gibi bu kadar eziyet görmesi sanki biraz fazla olmuş. 90’lı yıllar Türkiye’de kesinlikle ilgi görecek bir konu, bir kadının dramı da hatta aldatılan kadın konusu da ilgi görecek ama her daim katıksız acıdan beslenen bir senaryo izleyiciyi biraz yorabilir. Dramla birlikte araya gülücükler serpmek şu anda popüler dizilerin en büyük kozu görünüyor. Dizide sadece bir kere gülümsedim o da ilk okula giden bir erkek çocuğunun yazdığı şiir sahnesiydi. O efsane sahne gibi sahneler biraz çoğaltılırsa Bergüzar Korel ve Mehmet Günsür’un müthiş oyunculuklarını daha uzun süre izlemeye devam edebiliriz.

Gelelim bu haftanın en büyük başarısına “Uzak Şehir” dizisi. Dizi bir önceki hafta ilk bölümüyle ekrana gelmişti ve Kızıl Goncalar dizisiyle yarışıyor. Geçen hafta ise ikinci bölümüyle Kızıl Goncalar’ı geçerek Total grubunda 1. Oldu hem de 8.80 share (Toplam izleyici kitlesinin yüzdesini ifade eder. İlgili zaman aralığında, kanalın ya da programın; aynı zaman dilimde toplam izlemeden aldığı payı ifade eder) alarak bunu sağladı.

Uzak Şehir

Dizi Asmalı Konak gibi başladı, dizide henüz mistik öğeler ve aklı baştan alan bir aşk hikayesi yok ama belli ki olacak. Bir karşılaştırma yapmak gerekirse “Kapadokya-Ürgüp” yerine “Mardin” büyüsü var. Erkek egemen toplum egemenliğinde baskın bir hanım ağa karakteri var. Hayal kırıklığı ve büyük bir şok yaşayan, güçlü, güzel, inatçı ve kariyeri olan doktor hanımımız var. Ailesinin bütün yükünü sırtlanmış, “bu topraklar benim” ağalık kültürüne sıkışmış ama aslında sağduyulu ve entelektüel, gözü kara abilerin abisi bir karakter var. Kalleşler var, kardeşler var. Komik mafyatik “adamım” sağ kollar var.

Uzun zamandır bu kategoride izlemeye değer bir dizi bulamamıştım açıkçası. ilk iki bölümü ben de soluksuz izledim. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim “kan davası” konusu uzun zamandır gündemimizde yoktu keşke hiç olmasa ama dizide bu konu temel alınarak hikayeye bir başlangıç yapılmış.

Bir de Sezen Aksu, “Uzak Şehir” dizisi için özel olarak bir şarkı yazmış “De Mardin” isimli şarkı, Joaquin Rodrigo’nun gitar konçertosunun Türkçe sözlerle yeniden düzenlenmiş hali ve Mardin’in tarihi ve kültürel dokusunu yansıtarak tüm kadınlara ithaf edilmiş. Şarkı diziye büyük bir güç katmış. Dizinin görüntü yönetmeni ve müzik direktörü çok iyi iş çıkarmış.

Bu güzel şarkının Sezen Aksu’nun kaleminden o eşsiz sözleri,

“Be Mardin, Nemrut’un çileli yıldızı
Kadınlarının daha kızken ağarırmış kan kınası gür saçları
Yıkarmış bütün günahları
De Mardin de hadi
En imtiyazsız, en yok en kayıt dışı
Kaç isyan var, kaç tevekkül, kaç çıbanın başı
Anlatmalı esasını hadi
Ne rızam var ne kaldı gözüm yaşı
De Mardin ben susturulduğun söz hakkınım
Kaydet ki şahidiyim bütün o koparılan kadınların kanı
Kendisini asırlar boyu doğuran o kül Zümrüt-ü Anka’nın.”

İyi Seyirler

Dizi Kritik

Blogumuz, sürükleyici yapımların perde arkasını, oyunculuk performanslarını ve sosyal medyada yankı uyandıran olayları detaylı bir şekilde ele alıyor. Ayrıca, reality şovların çarpıcı anlarını ve dizi dünyasındaki yenilikleri sizinle paylaşarak gündemi yakalamanıza yardımcı oluyoruz.