Ana Sayfaya Geri Dön

Bazı filmler sadece film değildir aynı zamanda romandır, masaldır, şiirdir, manifestodur, tablodur, şarkıdır; “Uçurtmayı Vurmasınlar” da işte öyle bir film.

MUBI platformunda “Uçurtmayı Vurmasınlar” yeniden gösterime girdi, hem de dijital olarak çok daha iyi bir kalitede.

MUBI’nin açıklamasını aynen belirtiyorum; “Sinemamızın unutulmaz klasikleri arasında yer alan Uçurtmayı Vurmasınlar, 4K kalitesinde restore edilmiş yeni sunumuyla karşınızda. Tunç Başaran, ödüllü filminde, acı gerçeklere yoldaşlık ve küçük mutluluklarla göğüs geren kadınların hikayesini bir çocuğun gözünden anlatıyor.”

Film, Feride Çiçekoğlu tarafından kaleme alınmış. Çiçekoğlu, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından politik düşünceleri nedeniyle gözaltına alınıp işkence görmüş ve dört yıl tutuklu kalmış. “Uçurtmayı Vurmasınlar” cezaevi deneyimlerinden yola çıkarak yazdığı bir kitap aslında.

80 dönemi, ihtilal, sonrası ve ihtilale giden süreçle ilgili Türkiye’de çok sayıda film, dizi, kitap, şiir kısaca sanat yapıtı var. Acılı ve sancılı bir dönem olduğu için çoğu zaman gözü yaşlı izlediğimiz patetik hikayeler var. Bazen direkt bazen de dolaylı yoldan, yaralı geçmişimiz izleyicinin ve okuyucunun önüne seriliyor. En popüler örnek olarak Çağan Irmak’ın “Babam ve Oğlum”u hatırlayın mesela.* Bu ihtilal daha çok, toplumda; okuyan, yazan ve topluma ses olmaya çalışan kişi ve kurumları hedef aldığı için arkasında acısını anlatacak çok sayıda entelektüel, sanatçı ve yazar bıraktı.

Uçurtmayı Vurmasınlar, kadın ve çocuk üzerinden izleyiciyi bambaşka bir evrene sürüklüyor. Bu evrende Barış ve İnci var; hikayemizin baş kahramanları.

“Barış” yani Ozan Bilen 1989 yılında film çekilirken 5 yaşındaymış. “İnci” ise Nur Sürer, oyuncunun filmlerini ve başarısını yazmakla bitiremeyeceğim, şahsi kanaatim, Nur Sürer, Türkiye’nin en iyi kadın oyuncusudur.

Bir kadın koğuşunda başlıyor Barış ve İnci’nin hikayesi. Uçurtmanın taşıdığı nice anlamlar var onların sözlüğünde; barış, özgürlük, eşitlik, hak, hukuk, hayat, sokak, umut, adalet, gelecek, baş kaldırı, çayır, çimen, ağaç, deniz, hüseyin, yusuf, mahir, erdal, kardeşlik ve düşünce…

Barış bir gün koşarak İnci’nin yanına gelir ve kanatsız ve kuyruklu bir kuş gördüğünü iddia eder. İnci ise “o bir uçurtma” der ve uçurtma şeklini yere çizer ve Barış’ın tam o anda “uçurtma kuşu mu?” deyişi vesilesiyle ilk gözyaşımız dökülür.  

Filmde, o dönemin tüm kadın figürleri de sosyolojik olarak önümüze seriliyor.

Gaddar-vicdansız-sevgisiz kadın, üfürükçü-bağnaz kadın, saf köylü kızı, siyasi duruşu olan kadın, aldatılan kadın, kuma olan kadın, anaç kadın, hayat kadını, iyiniyetli Anadolu annesi, kavgacı kadın, mağdur kadın, okuma yazma bilen kadın, okuma yazma bilmeyen kadın, dindar kadın… Dönem itibariyle dolandırıcı finansçı kadın ya da sosyal medyada hakaret içeriği sebebiyle ya da yazdıklarıyla halkı, kin ve düşmanlığa teşvik eden kadın henüz bu koğuşta yok.

Barış’ın bir damla gözyaşına kıyamayan bir sürü kadının yanında Barış’ın yediği iki lokma fazla ete tahammül edemeyen birkaç kadın var.

Uçurtma görünce göbek atan kadınlar var, onların sevincine ve gökyüzünde uçan bir uçurtmaya dahi tahammül edemeyen bir hapishane müdürü var.

Aslında filmde her şeye rağmen yine de iyi insanların kötülerden daha çok olduğu umutlu bir coğrafya hâkim.

“Uçurtmayı Vurmasınlar” İMDb puanı 8.3 olan Türk sinemasının efsanevi filmidir ve hala izlemeyen kaldıysa ya da tekrar tekrar izlemeyi sevenler için MUBI’de.

*Bir de ihtilal dönemindeki acıları sanata çeviren popüler birkaç filmi de yazmadan geçemeyeceğim.

İyi Seyirler

Dizi Kritik

Blogumuz, sürükleyici yapımların perde arkasını, oyunculuk performanslarını ve sosyal medyada yankı uyandıran olayları detaylı bir şekilde ele alıyor. Ayrıca, reality şovların çarpıcı anlarını ve dizi dünyasındaki yenilikleri sizinle paylaşarak gündemi yakalamanıza yardımcı oluyoruz.