Mukadderat, geçmişin acılarına değil anın neşesine ve geleceğin umuduna odaklanmış bir senaryo.

Ana Sayfaya Geri Dön

Mukadderat: Yazgı
Yazgı: Allah tarafından insanın başına gelmesi ezelde kararlaştırılmış olan şeyler; alın yazısı, baht, devran, kader, ezelî takdir, kader çizgisi, mukadderat, takdiriilahî, tecelli, fatalite.

Mukadderat

Filmi izleyince içimden dedim ki “Keşke bu filmi, bir şekilde, bu coğrafyada yaşayan herkes izlese”.

İçimi bir umut kapladı. Senariste helal olsun sana be dedim. Nur Sürer’e bir kez daha hayran oldum. Aslıhan Gürbüz ve Osman Sonant’ı izleyince de zaten başkası olsa böyle oynayamazdı diye düşündüm.

Şerif Erol ve Osman Alkış da yine oyunculuklarının zirvesinde hikâyeye anlam katmışlar.

Mukadderat filminin senaryosu Erdi Işık tarafından yazılmış ve yönetmen koltuğunda Nadim Güç var.

Film gösterildiği 2024 Altın Portakal Film Festivali‘nde En İyi Film ödülünü aldı.

Nur Sürer filmde gösterdiği performansla Altın Portakal En İyi Kadın Oyuncu Ödülü‘nü aldı.

Yazar ve yapımcı olan Erdi Işık’ın bir röportajını izledim ve Mukadderat’ı yazarken annesinden ilham aldığından ve kendi çocukluğuna, benim kasabamdan dediği Cide’ye olan özleminden bahsetti.

Aynı zamanda bir kara komedinin ödül almasının öneminden de bahsetti.

Röportajın tamamını izlemek için aşağıdaki bağlantıya bakabilirsiniz.

Açıkçası filmi izlediğimde ben de bu başarıya hayranlık duydum. Anadolu coğrafyasında ödül alan kara ve karanlık dramlardan ve ne kadar iyi olsa da ödül alamayan, gişe rekoru kıran ama aşırı bel altı küfür içeren komedilerden sonra tertemiz hem komik hem düşündüren bir film görmek çok iyi geldi. Film bu şekilde türünün ilk örneği olabilir.

Mukadderat, Sultan’ın (Nur Sürer) “Gırık Recep” lakaplı kocasının ölümüyle başlıyor. Cenazeye kızı İstanbul’dan geliyor ve oğlu zaten aynı kasabada yaşıyor.

Sultan eşini kaybeder kaybetmez, uyurken yanında bir ses olsun diye koca arayışına girişiyor. Çocukları karşı çıkınca ilk isyanı başlıyor. Ya babanız değil de ben ölseydim o zaman babanıza baksın diye siz birini arardınız ama diyor.

Koca arayışları sürecinde Almanya’dan memleketine dönen müstakbel; koca adayı ona ikinci bahar için bir kocaya ihtiyacı olmadığını söyleyince, Sultan önce pazarcı sonra da pansiyoncu oluyor.

Kadına yapılan ayrımcılığın ikinci perdesi Sultan’ın kızına yapılıyor. Gırık Recep ölürken vasiyetinde kızının payını oğlundan az açıklıyor.  Kızı da İstanbul’a dönmüyor ve bu ayrımcılıkla mücadele ediyor.

Bambaşka bir açıdan bakıldığında başka bir gerçek de Sultan’ın oğlunun yaşadıkları. Annesinin ve kız kardeşinin sözde başına buruk hareketlerinin kasabalının diline düşmesi ve bir erkek olarak hayatındaki kadınlar hakkında diğer erkeklerin dedikodularına maruz kalması, özündeki naiflik kasabada alay konusu oluyor ve gelecekten hem kendisi hem annesi için korkuyor.

Çocukluğumdan beri anlamsız bulduğum bu “erkek dedikodusu” konusu çok iyi işlenmiş. Erkeklerin kadın korkusuna karşı birlik olduğu o zalimlik ve bir de bazı kadınların o zalimliğe destek olması absürtlüğü, kökleri hala Anadolu’da olan kadınların dramı.

Bayramda elini öpmeye tiksindiğim için kaçabildiğim kadar kaçtığım ne çok akraba vardı, birden ben de kendi çocukluğuma gittim. Çok bilmişlikler, kendi hayatına bakmadan başkasını yargılayanlar, iftiracılar, dedikoducular, mutluluk katilleri, çocuk neşesini zehredenler ve el alemler…

“El alem denilen” o şeytanlar yine de komik bir şekilde irdelenmiş filmde.

Filmin her anında ne kadar güzel ne olur kötü bir şey olmasın dedim durdum çünkü artık o kadar alıştık ki hep kötü şeylerin olmasına, film bütün olarak mucize gibi iyiydi.

Her anında ekrana kilitleyen, olayların hiç durmadığı bu filmi sakın kaçırmayın.

İyi Seyirler

Dizi Kritik

Blogumuz, sürükleyici yapımların perde arkasını, oyunculuk performanslarını ve sosyal medyada yankı uyandıran olayları detaylı bir şekilde ele alıyor. Ayrıca, reality şovların çarpıcı anlarını ve dizi dünyasındaki yenilikleri sizinle paylaşarak gündemi yakalamanıza yardımcı oluyoruz.