“Teos: Dionysos’un Çağrısı”

Belgesel sever misiniz?
Bu soruya hayır diyenler eminim ki henüz ilgi alanıyla uyumlu bir belgesel ile karşılaşmamıştır.
Şimdi size öyle bir belgesel önereceğim ki “belgesel” dendiğinde akla gelen tüm tabuları yıkacak.
Ben ona, günümüz dünyasında sık kullanılan ve klasik olanın revizyonunu temsil eden “yeni nesil” sıfatını ekledim ve “yeni nesil belgesel” dedim.
Belgeselin yaratıcıları ise şöyle tarif etmiş. “Belgesel, yapay zeka ile sanatı buluşturan anlatımı ve tarihsel katmanlarıyla, hem geleneksel belgeselciliğe yeni bir yön veriyor hem de görsel anlatımın evrimini temsil ediyor.”

“Teos: Dionysos’un Çağrısı”
Bir Nevi Medya tarafından hayata geçirilen ve yönetmenliğini Mert Ruscuklu’nun yaptığı belgesel, sadece 11 dakika sürmesi ve yapay zeka modellemesi ile canlandırılması sebebiyle hem 21. Yüzyılın hızına hem de yapay zeka teknolojisinin sunduğu nimetlere ulaşmamızı sağlamış.

Mert Ruscuklu’nun sesiyle şiir gibi akan belgeselde Prof. Dr. Musa Kadıoğlu ve Doç. Dr. Ahmet Uhri, Teos tarihi, mitoloji, arkeoloji ve antik kent hakkında kısa, öz ve merak uyandırıcı bilgiler veriyorlar.
Aynı zamanda Teos: Dionysos’un Çağrısı, ülkemizi ve kadim topraklarımızı uluslararası arenada da temsil etmiş. İlk olarak Seoul International AI Film Festival 2025’te resmi seçkiye giren film, ardından Pisa Robot Film Festival 2025’te yer almış. Son olarak ise AI Film Awards– Cannes 2025’te Resmi Seçki kapsamında gösterilmeye hak kazanmış.

Yapay zekayı, bilimsel veriler çerçevesinde, o dönemin koşulları, insanları, doğası ve çevresi nasıldır diye eğitmek 2,5 aylık bir çalışma gerektirmiş.

M.Ö. 3. yüzyılda Anadolu’da kurulan dünyanın ilk sanatçılar birliği olan Teos Dionysos Sanatçılar Birliğini odağına alan belgesel; sanatsal gazetecilik yaklaşımı, yapay zekâ destekli görsel canlandırmalar ve özgün sinematografik diliyle büyük bir alkışı hak ediyor. İzlediğinizde göreceksiniz ki tüm canlandırmalar gerçek gibi.

Bilim, sanat, tarih ve teknoloji, olması gerektiği gibi öyle bir harmanlanmış ki bu dengeye hayran olmamak elde değil.
Acele ederseniz, https://www.birnevimedya.com.tr/ adresinden ücretsiz bir şekilde izleyebilirsiniz.
Teos: Dionysos’un Çağrısı belgeselinin sonunda dış ses diyor ki “Belki de her şey bir çağrıyı duymakla başlar.”
Ben, o çağrıyı duydum ve araştırmaya başladım ve neler mi öğrendim?
Efsaneler, mitolojik hikayeler, destanlar ve nice medeniyetler…
“Ben mitolojiyi müzelerin, sanatın, şiirin, ilham perilerinin anavatanı olarak düşünüyorum. Mit, hayatı bir şiir ve sizin de bu şiirin bir parçası olarak hissetmenizi sağlıyor.”
Joseph Campbell

Kıymetli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un dediği gibi “Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı!”
Nasıl bir coğrafyada yaşadığımızı zaman zaman ve yeniden hatırlamak gerekiyor.
Her yapılan kazıda ve bulunan tarihi eserlerde içiniz kıpır kıpır olmuyor mu?

Mesela, 2018 yılında UNESCO Dünya Miras Listesine giren Göbeklitepe, bu büyüklükte bulunan en eski anıt ve bilim insanlarının birçoğu Göbeklitepe’yi “tarihin sıfır noktası” olarak adlandırıyor.
Arkeolojik bulgular ve buluntular cenneti ülkemizin, heyecan verici bölgelerinden birisi de Teos Antik Kenti.

Teos Antik Kenti, İzmir’in Seferihisar ilçesinin Sığacık mahallesinde yer alıyor. Buraya antik İyonya bölgesi de diyebiliriz.

Kentteki ilk yerleşim 3000 yıl öncesine kadar gidiyor. 30 asırdan bahsediyoruz. “Dile kolay” söylemi bu duruma nasıl da uyuyor.

Merak edenler için kazı çalışmaları ile ilgili detaylı bilgiler aşağıdaki videoda anlatılıyor.
Teos antik kenti kazıları hala devam ediyor. Şu anda mevcut buluntuları görmek için ören yeri olarak halka açılmış durumda.
Mitolojiye göre Teos’un adı, Athamas’ın kızından gelmektedir. Athamas kenti kurmak için yer aradığı sırada kızı Area’yı oynaması için bir zeytin ağacının altına bırakmıştır. Area oynadığı yerde birkaç taşı üst üste dizmiş ve bir oyun evi yapmıştır. Athamas geri döndüğünde kızına ne yaptığını sormuş, kızı ise ona ‘Sen şehri kurmak için yer ararken ben buldum” demiştir. Teos, Area’nın oynadığı alanda kurulmuş ve kentin adı Area’nın söylediği ilk kelime Yunancada “iken” anlamına gelen ‘Teos’ olmuştur.

O dönemde Teosluların, Dionysos’u kendilerinden biri olarak görmesini ve onu kentin kurucu, koruyucu Tanrısı olarak kabul etmesini mitolojik olarak şu söyleme dayandırabiliriz.
“Dionysos, babası Zeus’un bacağından doğduktan sonra haberci Tanrı Hermes’e verilmiş, Hermes de Dionysos’u, annesi Semele’nin kız kardeşi ve Athamas’ın karısı Ino’ya teslim etmiştir. Böylelikle Dionysos ile kentliler arasında bir akrabalık bağı kurulmuştur.”

Bilimsel tarihi bulgulara baktığımızda, Teoslular saldırılardan korktuğu için kentte bir garnizon kurmuştur. Tüm bu önlemlere rağmen M.Ö. 230 civarlarında kente korsanlar saldırmış ve vatandaşlar esir alınmışlardır. Teoslular bu saldırılardan dolayı büyük bir ekonomik sıkıntı çekmiştir. Bu sıkıntıların bir sonucu olarak da kendi istekleriyle şehri M.Ö. 229’da Pergamon kralı I. Attalos’a vermişlerdir. Attalos’un yönetimindeki ilk dönemde Teoslular kente ekonomik açıdan onları rahatlatacaklarını düşündükleri için Dionysos sanatçılarını davet etmişlerdir.

Sanatçılar ise Teos’u, Dionysos Sanatçılar Birliği’nin merkezi olarak kullanmışlardır.
Teos’u Dionysos kültü açısından önemli kılan noktalardan bir diğeri ise M.Ö. III- II. yüzyılda kentte yapılan Dionysos tapınağıdır.

Bütün bu araştırmayı yapmama vesile olan Dionysos’un Çağrısı’dır. Kullandığım fotoğrafların birçoğu da yapay zekanın tasvirinden ekran görüntüsü alınarak yerleştirilmiştir. Sadece benim için bile Dionysos’un çağrısı duymak isteyen kulaklara ulaşmıştır.
Şimdi ilk hedefim Dionysos’un sesini takip ederek Teos antik kentine doğru yola çıkmak.

İnsanın özü ve bilimin temel taşı olan “merak” duygusunu ortaya çıkaran bir belgesel yaptıkları için Bir Nevi Medya’ya kendi adıma çok teşekkür ederim.
Dionysos’un izinde isimli yeni yazımda buluşmak üzere.
İyi Seyirler




