
Şimdi size öyle bir belgesel önereceğim ki “belgesel” dendiğinde akla gelen tüm tabuları yıkacak. Ben ona, günümüz dünyasında sık kullanılan ve klasik olanın revizyonunu temsil eden “yeni nesil” sıfatını ekledim ve “yeni nesil belgesel” dedim. Teos: Dionysos’un Çağrısı belgeselinin sonunda dış ses diyor ki “Belki de her şey bir çağrıyı duymakla başlar.” Ben, belgeseli izlerken…
Dizideki neredeyse bütün erkekler Leyla’ya aşık. Hani gecenin sonuna doğru bir barda “Üç de yetmez beş tane, beş de yetmez yedi tane. Ver ver ver. Ver Allah’ım ver.” diye bağırırken bir tek Leyla’nın duası kabul olmuş gibi düşünün. Bütün erkekler Leyla’yı korumak ve sevmek için seferber oluyor. O eşsiz bir ruh.
Elsbeth kocaman kalbiyle, ona ön yargılı yaklaşan herkesi sarıp sarmalayarak mutlaka kendini sevdiriyor. New York’un soğuk ve bencil girdabına kendini kaptırmış herkes onun sıcak ve düşünceli halinden etkileniyor. Her bölüm ayrı bir cinayet davası eğlenceli bir şekilde çözülüyor. Her bölümde işlenen cinayetler ve takip edilen ipuçları dışında ana karakterlerin hayatlarındaki iniş çıkışlar da bir taraftan…
Diğerleri kimdi ki! Büyük bir isyanın içinde yananlar mı? Farklı olanlardan korkanlar mı? “Bizi anlamıyor, görmüyorlarsa, bizden korkuyorlarsa o zaman hepsi ölsün” diyecek yangın, ilk ne zaman ateşlenmişti?
Filmi izleyince içimden dedim ki “Keşke bu filmi, bir şekilde, bu coğrafyada yaşayan herkes izlese”. Filmin her anında ne kadar güzel ne olur kötü bir şey olmasın dedim durdum çünkü artık o kadar alıştık ki hep kötü şeylerin olmasına, film bütün olarak mucize gibi iyiydi.

Blogumuz, sürükleyici yapımların perde arkasını, oyunculuk performanslarını ve sosyal medyada yankı uyandıran olayları detaylı bir şekilde ele alıyor. Ayrıca, reality şovların çarpıcı anlarını ve dizi dünyasındaki yenilikleri sizinle paylaşarak gündemi yakalamanıza yardımcı oluyoruz.