
İnsana dair duygular; cinsellik, aşk, şefkat, kıskançlık, kibir, aç gözlülük, özgürlük arayışı, sevilme isteği, öğrenme ihtiyacı, merak, istikrar ve düzen bağımlılığı, korku, keder, hüzün, … metaforlarla öyle güzel bezenmiş ki gerçek hayatta bile sürekli işaretler aramaya başlıyorsun. Macondo’da yaşananları dünyanın hangi yüzyılına ya da hangi coğrafyasına koyarsan koy anlamlı bir benzerlik görüyorsun. Bu da eserin…
Güzel yıllardı, olan bitenden fazla haberimiz olmazdı. Seçeneklerimiz kısıtlıydı. Elinde gitarıyla sadece şarkı söylediği ve şiir okuduğu için bir adama hayran olduğumuz yıllardı. Ya da saçları rüzgârda savrulan bir kadına. Sahilde, tek bir gitarla, hep bir ağızdan “Akdeniz Akşamları” söylediğimiz ve mutlu olmak için bunun bize yettiği yıllardı.
İyi niyetli ve sabırlı olmak takdir görmez aksine daha fazla üzerine basılmasına sebep olur. Düzen, ezenler ve ezilenler üzerine kuruludur. Ya şahsındır ya piyon. Onlar gibi olmadan, onlarla mücadele edemezsin. Adalete olan güvenimizin yerle bir olduğu bu çağda, birilerinin adaleti sağlamaya çalışması, sanal bir hikayede bile olsa insanı tatmin ediyor. Hele bir de hikayenin sonunda…
Barış bir gün koşarak İnci’nin yanına gelir ve kanatsız ve kuyruklu bir kuş gördüğünü iddia eder. İnci ise “o bir uçurtma” der ve uçurtma şeklini yere çizer ve Barış’ın tam o anda “uçurtma kuşu mu?” deyişi vesilesiyle ilk gözyaşımız dökülür.

Blogumuz, sürükleyici yapımların perde arkasını, oyunculuk performanslarını ve sosyal medyada yankı uyandıran olayları detaylı bir şekilde ele alıyor. Ayrıca, reality şovların çarpıcı anlarını ve dizi dünyasındaki yenilikleri sizinle paylaşarak gündemi yakalamanıza yardımcı oluyoruz.